Yazarın Pan Yayıncılık'tan yayınlanmış kitapları:
Kenzi Divanı
|
|

Abdülaziz Şenol
Abdülaziz Şenol, Tarsus'ta 15 Ağustos 1895 tarihinde
dünyaya geldi. Babası Kâmil Efendi Tarsus'ta tanınmış bir hekim, annesi
Hatice (Hasibe) Hanım memleket eşrafından varlıklı bir ailenin tek
kızıdır. Asıl adı Abdülaziz Sami'dir. Sonraları kısaca Aziz ismiyle
tanınmıştır. Baba tarafından ataları Karaman'dan gelerek Tarsus'a
yerleşmişlerdir. Büyükbabası da hekim olduğundan aile lakapları
Hekimzâdeler olmakla beraber, soyadı kanununda "Şenol" soyadını
seçmiştir.
Tarsus'ta sırasıyla devam ettiği iptidai ve rüştiye mekteplerini
bitirince, baba mesleğini seçmeyi çok arzulamış ve bu isteğini anlayışla
karşılayan aile büyüklerinin de onayıyla İstanbul'a Mektebi-i Tıbbiye'ye
gönderilmesi kararlaştırılmıştır. Fakat daha sonra, o zaman padişaha
karşı siyasi hareketlere mihrak olan bu yüksek mektepte tahsilinden
doğabilecek tehlikeleri düşünen anneannesi torununu korumak
düşüncesiyle İstanbul'a göndermekten vazgeçince, tahsil hayatı sona
ermiş oldu.
Abdülaziz Şenol, henüz on yedi yaşlarındayken tarikat hayatına
girmiştir. Önce Şeyh Diyarbekirlizâde Ali Efendi'nin Rüfaî tekkesine ve
bilahare Kadirî şeyhi Mısrî Abdüsselâm Efendi'nin tekkesine müdâvim
olarak, tarikat usul ve erkânını öğrenmiş, zikir ve ayinlere
katılmıştır. Develizâde Hafız Halil Efendi'den çok etkilenmiştir. O
sıralarda on sekiz yaşlarında olan Abdülaziz, 1912 yılında, etkisinde
kaldığı bu yüce zatın bir ihvan evindeki meclisine gidip huzura alınmış,
heyecanını hayat boyunca muhafaza ettiği, benliğini kuvvetle sarsan
fevkalade olaylarla dolu olarak, evlatlığa alınmıştır.
Abdülaziz, ekmel mürşidinin irtihaline kadar, yaklaşık yirmi bir yıl
süreyle bu zatın taht-ı irşadında bulundu. Memuriyet, askerlik gibi
maddi hayat meşgaleleri ve onlardan doğan ayrılıklar, onun manevi bağını
hiçbir suretle etkilemedi. Mersin Adliyesinde zabıt kâtipliğine tayini
nedeniyle ailece Mersin'e göç etmişler, bir süre sonra patlayan Birinci
Dünya Savaşı üzerine de askere alınmıştır. Savaşta, Kafkas ve Sina
cephelerinde bulunmuştur.
Askerlik hayatı, başından geçen pek çok maceralarla doludur. Harbin
sonunda, yararlılığı sebebiyle verilen harp madalyası ile Mersin'e
dönmüş ve memuriyet hayatına devam etmiştir. Altı yıl kadar, önce Mersin
postanesinde, sonra Mersin Gümrük Rüsumat Başmüdürlüğü'nde çalıştıktan
sonra istifa ederek memuriyetten ayrılmıştır.
Abdülaziz Şenol için, harpten sonraki bu devir, sülûk seyrinin en
hararetli, ruhaniyetinin en coşkun devresi olmuştur. Sülûkun harareti ve
cezbesi içinde hac vazifesini yerine getirmek üzere mürşidinden izin
alarak, parasız, perişan bir gezgin derviş kılığında, yaya olarak bir
seyahate çıktı. Şam'a kadar sürdürebildiği bu seyahati, baştanbaşa maddi
ve manevi olaylarla doludur.
Seyahatten dönüşünden bir süre sonra şakirdindeki terakki ve inkişafı
yakın bir takiple değerlendiren mürşidinin emriyle Mersin'deki ihvan
topluluğuna riyaset ederek, onların teslik ve idaresiyle
görevlendirildiler. Bu arada, 1924 yılında Girit muhacirlerinden Saadet
Hanım'la evlenmiştir. Böylece, eşinin vefatına kadar kırk altı yıl süren
bu mutlu evlilikten, ikisi erkek ve ikisi kız olarak dört çocukları
dünyaya gelmiştir. 1926 yılında Adana'ya taşınınca yine mürşidinin emri
üzerine, bu defa da orada mevcut büyük ihvan topluluğunun başında aynı
görevi yerine getirdi. Adana'da serbest hayata atılarak bir mağaza
açmış, ithalatçılık ve mümessillik yaparak, ticaretle meşgul olmuştur.
Develioğlu Hafız Halil Efendi'nin, 1933 yılında Tarsus'un Namrun
yaylasında vefatından sonra çok müteessir oldu ve dört ay süreyle evine
kapanıp dışarı hiç çıkmadı ve kimseyle görüşmedi. Dört ay süren bu
itikaf devresinden sonra da artık burada duramayacağını anladı ve
Trabzon'la başlayan ve İzmir'le biten bir yolculuğa çıktı. 1935 yılında
İzmir'e yerleşince, vakti çeşitli işler ve uğraşlarla geçmiştir.
Sonraları 1960 yılına kadar, çarşı içinde, Başdurak mevkiinde açtıkları
küçük bir dükkânda, elbise ve şapka temizleyiciliği yapmış ve Şapkacı
Aziz Efendi namıyla tanınmışlardır.
Israrlar üzerine, bir madeni eşya imalathanesinde, ortak sıfatıyla girip
çalışmaya başlayınca, 1960 yılında mezkur dükkânı kapatmıştır. Burasını
tahliye ederken maalesef bazı şiirleri kaybolmuştur. Altı yıl kadar bu
işle meşgul olduktan sonra 1967 yılından itibaren, yine ısrarlı davetler
üzerine girdikleri bir inşaat müteahhitliğinde aynı göreve devam etti.
Çalışma hayatına nihayet 1973 yılında son vererek evine çekildi. 1970
yılı sonlarında ilk eşinin vefatından iki yıl sonra Canan Hanım'la
evlendi. Karşıyaka'daki evlerinden Hatay'a (İzmir) taşınarak,
ömürlerinin sonuna kadar, köşelerinde, muhterem eşi ve hiç eksilmeyen
ziyaretçileri arasında huzur ve sükun içinde sürdürdü.
Abdülaziz Şenol Kenzî, 8 Mart 1981 yılında vefat etti.
|